Anî oldu gidişin; kaçar gibi yangından,
Ruhuma bir şiddetli tekme vurdu ayrılık.
Yağmurdan, fırtınadan, kasırgadan, tufandan
Kaçar gibi gölgeme sığınıyorum artık.
Her saniyemde, sensiz anların uğultusu,
Gurbeti yaşıyorum yığınların içinde.
Yalnız anlarımdaki kalabalık korkusu;
Allah’ın hem azâbı hem ikrâmı: yalnızlık…
Karanlığa gömülü küf kokan hatıralar…
Can düşmanım aynalar, resimler can yoldaşım.
Önümde uçurum var, arkamda canavarlar;
Dünyâ benim için baştan sona mezarlık.
Şu kitaplarım bile darılmış, kitaplarım…
Kalemim dans etmiyor kâğıtların üstünde.
Rafların nefret dolu bakışında ben varım;
Ve kâğıtlar… Yüzleri küskün, yüzleri asık…
Kalemimi kim kırdı? Kim geçirdi boynuma
Sevda kemendini, kim? Çok mu günâh işledim?
Kim soktu yılanları habersizce koynuma?
Kuyu olsa çıkardım, fakat çevrem bataklık!