Bir kaldırım taşının yıpranmış vücûdunda
Sararmış yaprak gibi solgun uyansın gönül!
Suya hasret dudağın o yakıcı od’unda
Bırak, kor alevlerle birlikte yansın gönül!
Sahrâya atılmıştı Mecnûn ile berâber,
Gezdiler leyl ü nehâr senin için derbeder.
Zannetme ki diz dize oturup âh edeler,
Dokunma ki her vakit tek seni ansın gönül!
Ferhat’ın kazmasıydı, dağları deler iken…
Her vuruşunda taşa pervâsızca inlerken
Hiç yüz vermedin mâdem -elleme vakit erken-
Acıyla hem-hâl olup aşka dayansın gönül!